You Are Here: Home » denemeler » yağmur artık sevmiyorum seni

yağmur artık sevmiyorum seni

Zihnindeki donmuş görüntüler için, üşümüş vücudunun üzerinden kayıp giden yorganını suçlayacakken, kulağından akan kanın yağmura karışmasının ve yerde yatan teyzenin, kabus olamayacak kadar gerçek olduğunu ayrıksadığında, karşısında donmuş bir İstanbul gerçeği olduğunu kabullendi..

Her gördüğü kabusu hatırlamaya çalıştığında yaptığı gibi tek bir yere odaklanıp, tam kalbinin içinde hızlıca kanat çırpan kuşu durdurmak için sabitledi kendini. Bu kez gerçekler kabustan ayıklanırken yavaş yavaş ete kemiğe büründü hikaye..

Evden dışarı birkaç adım atmıştı ki onun şerefine kutlama yaparcasına ortalık birbirine karıştı, olayı anlayamamışken farkında olduğu tek bir duygu vardı. -ölüm korkusu- son zamanlarda sıkça anımsadığı, bu histen ötürü kendini yaşlanıyor hissettiği için de içten içe kendine bozulduğu.. Herşey sisli bir günün ardında sisli devam ediyordu. Hiçbir görüntü net değildi. Dayak yemiş genç çocuğun kulağından akan kanın yağmura karışmasından başka, bir de çocuğu hastahaneye yetiştirmeye çalışırken durdurmak istedikleri taksinin orada durmayıp, birkaç metre ilerde güzel bir bayanın önünde duruşundan başka..

Sabah donmuş bir şekilde uyandığından olsa gerek, bu sahne karşısında donmuş bedenindeki tek aksiyon kalbinin içinde deli gibi çırpınan kuştu. Şuan onu yakalayıp özgürlüğüne kavuşturmayı çok istiyordu ama.. Ondan daha istekli ve başarılı bir düşmanı vardı karşısında, İstanbul.. Kendini sakinleştirmek için dinlediği müziğin nakarat kısmına içinden eşlik ederken ve içten içe olumlamalar yaparken, ışıklarda bir kalabalık belirdi. Yayalar geçerken, trafik polisinin geç dediği araçla aynı anda karşıdan karşıya geçmeye çalışan teyze tesadüf bu ya kötü bir şekilde rastlamışlardı tam da polisin önünde. Öylece yerde yatan teyzeye bakan, trafiği durdurmak yerine yandan yandan onlara yol vermekle ilgilenen polisin tam önünde, ne de olsa candan daha önemliydi trafiğin akışı.. Kalbinde çırpınan kuş artık sağa sola çarpmaya başlamıştı. Sadece o değil, diğer insanlar da duyuyorlardı artık kuşun çırpınışlarını.. Sakinleşmek için ne yapsa fayda etmedi..

İstanbul’da huzurlu yaşamak ne zaman münkün olacaktı ya da o ne zaman başarabilecekti. Bugün bunu çözmek istiyordu ama ilk önce şu çırpınan kuşu boğuvermek.. He bir de yağmur vardı herşeyin üstünde, kulağı kanayan çocuğun kanını kendine kattıktan sonra, arabanın çarptığı teyzenin üstü başında çamur haliyle..
Ve dedi ki ‘yağmur artık sevmiyorum seni, tüm romantikliğine rağmen hem de o günden beri..’

resim: estudo das nuvens by John Constable

About The Author

Number of Entries : 179

Comments (4)

  • ercanerdemir

    Acıyla yorma kendini,değiştirebildiklerini değiştir, gerisiyle yorma kendini.Bu döngüde birer hücresiniz diyordu kent.
    Üzüldükleriniz kadar, kendi enerjinizede dikkat edin yoksa içimde yarattıkları canavarla başa çıkamazsınız.Hayatlarımız kadar kentte rehin…

    Cevapla
  • Elena Sica

    Really fantastic information can be found on web blog.

    Cevapla

Leave a Comment

Scroll to top