paradoks
Milyonlarca basamağın göğe uzandığı düzlemin en dibinden, kafamı kaldırma cesareti gösterdiğim an, gözüm kararıp başım dönüyor. Bu zamana kadar alt etmiş olmam gereken merdivenlere sinirlenip bir çırpıda tırmanıyorum.. Bu sefer kafamı kaldırdığımda kocaman gülümsüyorum, içim yeşeriyor , ayağımın altındakini çiğnemekten vazgeçip, umut doluyorum.. Bir süre sonra, kafamı çevirip tırmandığım merdivenleri görünce, titreyen bacaklarımı durdurmak için çaresiz oturuyorum, bu tırmanışın bedelini düşüşümle ödeyeceğimden korkarak..
Bu denli uçlarda yaşamayı sevişim, belki çocukluk günlerimdeki tahterevallinin tepesinde, arkadaşımın terkedişiyle yere yapışmamdan aldığım zevke bağımlılığımdandır diye düşünmeden edemiyorum..
Rüzgar daha da bir sertleşiyor, tırmanan bacaklarımdan sıyırırken eteğimi, teslim olup arşa yükselesim geliyor. Ama nedense korkum bağırıyor, savrulan sesine inat, duymak istemesem de güvenemeyeceğimi anlayacak harfleri yakalıyorum savrulurken kelimeler.. Rüzgara da sırtımı dönüyorum..
‘Peki o zaman’ diyorum. Sonunda ya hep ya hiç olmayacaksa, düşe kalkalara olur veriyorum kafamda. Üç merdiven atladıktan sonra ikisini geri düşeceksem de kabul. Kalkar rüzgara daha sert çıkışırım. Belki bir gün benden korkması gerektiğini öğrenir.
foto: huzur by Cem Gengönül

mertaksoy
merhaba yazılarınız harika bunu sölemek istedim
zeynep gecgin
Teşekkür ederim..
mertaksoy
ne zamandır yazıyorsunuz?
zeynep gecgin
Şubat ayından beri yazdıklarımı yayınlıyorum.. Çocukken başlamış lisede yoğunlaşmıştım. Sonra uzun yıllar kalemi elime almadım..ama yazmaya karşı koyamadım ve özel bir destek sonucu işte burdayım:)