sonları sevmeyen adam: sherlock holmes
Onun hayatının tehlikeye girdiğini hissettiği an saniye düşünmeksizin boşluğa atardı kendini, birşeyleri değiştirmek adına ve sonları sevmezdi hiç.. Hüzne dair küçük bir kırıntı göremezdi ona bakan belki ama o, içinde saklardı rüzgara savurduğu mendilini.. Ve en imkansızı seçmesi, beceriksizliğinden değil deliliğindendi..
Gereksizler listesine tahammül edemediğinden, ilk saymayı öğrenen bir çocuğun bile ulaşabileceği azınlıktaydı yanındakiler.. Muzır bir çocuk gibi etrafı dinler, yakaladığı en ufak bir ayrıntıyla en büyük sorunları çözerken, herkesten farklı işleyen algısını kendi laneti olarak tanımlardı. Odasına girip tek başınalığıyla kaldığında, kapıdan girmesi için yalnızca birini beklerdi.. Dostu geldiğinde, muzır çocuğu tekrar can bulur, susmaksızın dahiyane fikirlerinden bahsetmeye başlardı. Farklı bir bağları vardı aralarında, didişmekten arta kalan zamanlarında hissedebildikleri.. O yüzden dostluklarını ilişki diye tanımlardı, dışavurduğunda mahcup olacağını bile bile..
Biri fare kapanına kuyruğunu kıstırsa, diğeri saniye düşünmeksizin canını dişine takar, yem olmalarını engellerdi. Belki de bundan dolayı ikili kavramlarını bozan üçüncüyü kıskanırdı içten içe..
Herşeye rağmen o deli kalbinde bildiği tek bir şey vardı. O da bir tane dostu olduğu ve onun herşeye bedel olduğuydu..
foto : ‘sherlock holmes’ filminden
Fatih ALHAN
Paylasım için teşekkürler
Blythe Girres
I like looking at and I conceive this website got some truly utilitarian stuff on it!