You Are Here: Home » hikayeler » vicdan

vicdan

Tatile dair nefret ettiği tek şeyi, bavulunu, sürükleye sürükleye ulaşmıştı kapısının önüne. Güneşin altında, bir kendinin eksik olduğu kol çantasından anahtarını bulmaya çabaladıkça, damlayan terin yol alma hızını arttırıyor, sırılsıklam oldukça sinirinden daha da terliyordu. Tam bu döngünün içinde kaybolmak üzereyken o şıngırtı, sıktığı dişlerinin arasından gülümsemesine sebep oldu.. Asansörsüz apartmanlara küfür sallamak için en ideal andaydı, fırsatı kaçırmadı.. Binaya girer girmez, içini burkan bir kokuyla karşılaştı. Onca terlemesinin üzerine kendiyle alay edecek oldu ama bu yoğunluğun kaynağı başkaydı. Eğlenmeye fırsat bulamadan merdivenleri biran önce bitirip bu kokudan kurtulmak istedi.. Katları aştıkça koku daha da artıyordu.. Yine kapının açık kaldığı bir an içeri sızan kedilerden biri öldü heralde diye düşündü ve sonunda ulaştığı evinde ilk işi kendini yatağa fırlatmak oldu. Zaman sonra sandaletlerini fırlatırken biri, duvarda sevgilisiyle ikisinin gülümsedikleri fotoğrafın çerçevesini indirdi yere.. Her şeyin bir de  görevi vardı, zamanının dışında.. Bu sandaletinki de buymuş diye düşünüp, tebrik etti içinden..

Hiç tahmin etmediği şekilde erken sonlandırmak durumunda kaldığı tatiline, kendi dört duvarına hapsolmuş şekilde devam edecekti, kararlıydı. Yalnız bir şey engel oluyordu ona. O da dışarıdan eve sızmaya başlayan kokuydu. Yemek derdi olmasa dışarıya adımını atmayacaktı ya, bu ziyan olan tatil günlerinin hırsı oburluk etmeden imkanı yok geçmezdi.

Birkaç günün ardından, yattığı yerden cephanedeki tüm yemekleri bitirdiğini farkedince, kendine yeni uğraş bulmak adına, bu dayanılmaz kokunun kaynağı kedi leşini aramak için tüm apartmanı seferber etti. Yalnız altkatındaki yaşlı kadına dokunmadı, onlara bir faydası olmaz düşüncesiyle.. Birkaç saatin ardından farkettikleri bir gerçek vardı ki kokunun kaynağı küçük bir kedi leşi değildi.. Kapıyı çalmalarının ardındaki sessizlik, tereddütlerini endişeye dönüştürdü..

Yaşlı kadının ailesine ulaşma çabalarının hiçbirinde apartman sakinlerinin yanlarında bulunmadı. Kendini, iyice kokuya bulanmış dairesine kapattı. Uzun süre hareket etmeden, apartmanda karşılaştıklarında ya acelesi olduğundan ya da keyifsiz olduğundan esirgediği selamlarının toparlanıp, başa çıkamayacağı bir vicdan azabı oluşturmalarını izledi. ‘Ne mutlu tosun gibi bir vicdan azabınız oldu’.  Kendiyle başa çıkabilmesinin tek yolu dalga geçmekti ama  bu kez o bile yardımcı olmamıştı. Birden gözü, yere düşen ve bir daha hiç eski yerine asılmayacak çerçeveye kitlendi..

‘Kokarak ölmek ne acı.. Öldüğünde bile farkedilmemek’.. Bu düşüncelere dalarsa çıkamazdı biliyordu.. Giyinip süslendi ve kendini dışarı attı, hücre hapsini sonlandırıp gülümsemek adına.. Uzun süredir hissetmediği rüzgar bütün vücudunu okşayıp uzaklaştı..

resim: turquoise by Mike Stilkey 

About The Author

Number of Entries : 179

Comments (1)

  • Heike Gosier

    Simply desire to say your article is as astonishing. The clarity to your publish is simply nice and i can think you’re an expert in this subject. Fine with your permission allow me to take hold of your feed to keep up to date with approaching post. Thank you one million and please continue the gratifying work.

    Cevapla

Leave a Comment

Scroll to top