You Are Here: Home » film öyküleri » korkusuz korkak

korkusuz korkak

Tüm vücudunu iplerle sarmaladıktan sonra, tırmandıkları yükseklikten kendisini aşağı bırakmasına izin vermelerini beklerken, kalbi yerinden fırlayacaktı sanki. Atlamaktan çok, titrediğini farketmelerinden korktuğu için boşluğa bıraktı kendisini. Suya dokunacak kadar yaklaştığını hissettiğinde gülümsedi ve içinden haykırdı ‘korkmuyorum’..

Hayatında kendine dair ne kadar korktuğu şey vardıysa o kadar cesur olmaya zorluyordu kendisini günlük hayatında. Yüzleşmeye tahammül edemediği tek şey korkularıydı, yağmurlu bir günde kapısının önünde bulduğu kediye bir isim veremeyişinin sebebi de.. Onunla bir bağ kurması yalnızlığındandı, ikinci adıma asla geçmeyecekti, hiç geçmemişti..

Atladığı küçük bir detay vardı, yıllar sonra öğreneceği.. Kendi kandırmacasıyla ayakta kaldığını zannederken, onun dışında herkes kendini hapsettiği kafesinden haberdardı, bir tek onun görmediği, her denemede kafasını tosladığı..

Her sabah uyandığı kendi yalnızlığında, özgür ruhuyla gururlanacak olsa da, içindeki huzursuzluğun kaynağını çok iyi biliyor, nasıl başa çıkacağını bilmediğinden, ona yaklaşmaya cesaret edemiyordu..

Bir insana bağlanmak, dünyanın en korkutucu şeyiyken, yağmurlu bir günde en güzel şeyi oluveriyordu.. İnanabilecek birini bulduktan sonra en büyük özgürlüktü ait olmak, sonradan öğreneceği..

Elinde kırdığı kafesin demirlerinden, geçmişte bıraktığı küçük, korkak kıza bakarken, ne kadar korktuğunu hatırladı, ne kadar şanslı olduğunu hissederek..

O gün tekrar kaçmak istemeseydi, o yağmur yağmasaydı ve kedi sahipsiz olduğundan sokağa bırakılmasaydı.. Belki de hiç kırılamayacaktı o demirler.. Belki de..

foto: ‘breakfast at Tiffany’s’ filminden

About The Author

Number of Entries : 178

Comments (1)

  • Addie Klamm

    Great post, you have pointed out some great details , I also believe this s a very great website.

    Cevapla

Leave a Comment

Scroll to top