You Are Here: Home » hikayeler » zamanda yolculuk

zamanda yolculuk

Gündüz vakti karanlık odasını aydınlatmak için perdesini araladığında, lapa lapa yağan karı izledi bir süre, şükran duyarak.. Öyle güzel bir zamanlamaydı ki.. Bu şehir uzun zaman sonra hazırlıksız yakalanmıştı ve teslim olmuştu yalnızlığa. ‘Hemen kendine pay çıkarma’ diyecek oldu ama şuan elinden başka bir şey gelmiyordu.. Kendi başına eve kapanmak ağrına gittiğinden, bahaneler uydurmadaki yaratıcılığında problemler yaşadığı bir anda gelmişti kar, düşünmesine gerek kalmaksızın, onun gibi diğerlerini de evlerine hapsederek..

Akşamüstüne doğru uyandığından olsa gerek, bir gözü hala yapışıktı, açmak için uğraşmadı. Aynada gördüğü yaratık versiyonu hoşuna gitmişti. Bir süre onunla eğlendi.. Evde yiyecek bir şey yoktu, çayla yetinebilirdi. En sevdiği, koca bir demliği tek başına bitirmekti.. Bir süre sonra beynine yine ağrı saplandığında yüzü buruştu, bunca canını yakmasına fena içerliyor, karşısında kavga edecek birini bulamayıp, çaresiz susuyordu. Mutfakta, taşan suyun sesini duyup yerinden fırlayınca, koltuğun kenarındaki kumbarası yere düşüp parçalandı. Çocukluğundan beri içinde biriktirdiği metal paralar saçıldı etrafa, zaman sonra birçoğunun tedahülden kalktığını farkettiği.. Anlamsız anlamsız bir süre onlarla kuleler yaptı yıktı, yaptı.. Başka yapacak bir şey kalmadığı için.. Ve tek bir darbeyle koca kulelerin yıkılışını izledi..

Zamanın ilerlediğini, pencereden içeri ışık girmediğini farkedince anladı. Uzun zamandır saatin bir anlamı yoktu. Onun için, gündüz, akşamüstü ve gece vardı. Her biri günün farklı tonlarıydı sadece.. Elini telefonuna götürdü, düşünmeksizin ezbere çevirdiği sayılar üzerinde gezindi eli… Hemen meşgule verilmediğini duyunca, kalbi yerinden fırlayacakmış gibi hissetti, bu sefer açacaktı belki de.. ‘Affetti beni ve konuşmak istiyor’ diye düşünürken, cevapsız çağrı olarak kayıtlara düştü bu kez.. Bu denli zor muydu kendini affettirmek ya da yaptığı hatalardan arınabilmek.. Hiç yapmamış olmayı diledi anlamsızca.. İzlediği, zamanda yolculuk filmlerini anımsayıp, geçmişe gidebilmeyi umdu, geleceğe dair tekbir şey düşünebilmek için.. Birden kapanan ışıklar, yolculuğun başladığı hissine kapılmasına sebep oldu.. Bir süre hareketsizce bekledi , gözlerini açtığında yine bildiği halı üzerinde aynı dört duvar içinde oturduğunu farkedince, bu rezilliğini kimse görmediği için mutlu oldu. Bütün gerekli ihtiyaçlar karşılanmış, ortamdan elektrik de alınmıştı, sese hiç ihtiyaç yokmuş gibi.. Böyle zamanlarda ev bambaşka bir  atmosfere bürünür, büyük bütçeli korku film stüdyolarına taş çıkarırdı.. Özellikle ses efektleri konusunda.. Bu konuda çok yaratıcı, görünmez bir ekiple çalıştığını düşünürdü.  Bugün de destekledi bu düşüncesini durup dururken mutfaktan gelen garip sesler.. İyice odaklanmış, o seslerin dünyasına dalıp, kendini korku filmlerinin korkak kahramanı ilan etmişken, merdivenden gelen ayak seslerini duydu.. ‘Kahraman bu saatten sonra hayatta kalamaz, heyy bu karakterin rolüne bir son versek artık’ derken kapı çaldı.. Öylesine korkmuştu ki gülmeye başladı ama kapı sesi özel efektlerden biri değil, gerçekti.. Tüm cesaretini toplayıp, kapıya yöneldi. Kapıda, cep telefonundan yansıyan ışığın aydınlattığı, uzun siyah saçları tanıması vakit almadı. Şaskınlığından bir süre hareketsiz kalsa da saçlarından damlayan kar sularını farkedince, alelacele eve davet etti, onu affedebilmiş olmasına şaşırarak.. O an içini bi huzursuzluk kapladı.. Beklediği gelmişken, içini kemiren soruya takıldı. O kendisini affedebilecek miydi ?

resim: slightly all the time by Mike Stilkey 

About The Author

Number of Entries : 179

Comments (2)

Leave a Comment

Scroll to top