You Are Here: Home » gezmek güzel şey » oxford vardı da biz mi gitmedik

oxford vardı da biz mi gitmedik

Oxford deyince yurdum insanının çoğunun kulaklarında ‘Oxford vardı da biz mi gitmedik’ cümlesi çınlar. Ama Ayşegül ile benim için artık farklı bir anlamı var. Kanlı canlı Oxford’da doktora yapan bir arkadaşı olunca insanın gururlanmadan edemiyor ve hemen ardından da ‘Madem Oxford var haydi gidelim’ diyerek atıyor kendini yollara.

Zorlu İngiltere vizesi sürecini alnımızın akıyla atlatıp 6 aylık vize kaptıktan sonra harıl harıl bavul hazırlıklarına giriştik. Üç kişi olarak çıkmayı planladığımız yolculuğumuza bir arkadaşımız vizesini alamadığı için iki kişi çıkmak zorunda kaldık. British Airways’ten altı ay önce aldığımız uçak biletlerimizi çok uygun fiyata getirmiştik. Uçağa adım attığımızda bir an bu ücret dahilinde zaman yolculuğunun da bonus olduğunu düşündük. Uçaklar milattan kalmıştı sanki.  Hosteslerin yaş ortalaması kırktı. Uçağımız ne kadar eski olursa olsun keyfimizi kaçırmıyordu hiçbir şey. Ayşegül’le bir yurtdışı yolculuğunu daha çıkıyor olmanın verdiği keyifle vurduk muhabbetin dibine. Ne kadar yorgun olsam da uyuyamıyordum. Yolculuğun  dört saat sürecek olması biraz canımızı sıksa da kendimizi Londra’dan Oxford otobüsüne binmiş bulduğumuzda bütün sıkıntımız geçmişti.  Bize ilk hoşgeldin diyen ise bulutların arkasından yüzünü göstermek isteyen güneş oldu. Sıcak İstanbul günlerinden sonra kapalı bir gökyüzüyle karşılaşsak da umudumuzu yitirmeyip burada olduğumuz süre boyunca havanın çok güzel olacağı umudunu hep saklı tuttuk içimizde. Oxford’a geldiğimizde otobüs durağında Şeyma’yı beklerken altı ay gibi uzun bir süredir görüşmediğimizi fark ettik. Üçümüz için liseden beri kopmadığımız düşünülürse bu süre bir hayli uzundu bizim için. Tam o anda arkamdan usulca yaklaşıp omzuma dokununca irkildim. Uzun bir sarılma faslının ardından evine doğru yola koyulduk.

3 günlük Oxford keyfimize sonra döneceğim.. Oxford’un ardından ver elini londra dedik ve vurduk kendimizi yollara. Yerleşik bir düzende değilken, kaplumbağa misali evini sırtında taşıyor insan. Her şeyi küçültmek, birbiri içine sığdırmak istiyor. O yüzden çoğu zaman fotoğraf makinem ve yanıma aldığım laptopıma elimi sürmeden, hepsini birarada yapmamı sağlayan telefonuma sığındım. Ne fotoğraf makinemde çektiğim fotoğrafları bilgisayarıma yükleyecek ardından photoshopla düzenleyecek vaktim vardı ne de o laptopı sürekli yanımda taşıyacak enerjim.. Ama aldığım keyfi paylaşma isteğim hiç yok olmadığı için, sonunda Android‘den de ulaşılabilir olduğunu öğrendiğim Instagram kurtarıcım oldu. Telefonumla çektiğim fotoğrafları, filtre seçenekleriyle itiraf etmeliyim ki fotoğraf makinemle çekip düzenlediğim fotoğraflardan çok daha iyi bir hale getirdi hem de çok daha kısa bir sürede. Ee bir de içimizdeki paylaşma sevdasından olsa gerek, Instagram’a yükler yüklemez facebook ve twitter’da paylaşma imkanı sunuyor olması beni çok mutlu etti. Tüm tatil boyunca telefon bir an elimden düşmedi. Hala Android telefonunuza Instagram yüklemediyseniz çok şey kaçırıyorsunuz diyebilirim.

Londra’ya varır varmaz kendimizi hostele atıp dinlendik ve ertesi gün, tüm şehri yürüyerek turladık. Gün sona erdiğinde bacaklarımızdan geriye ağrılar yadigar kaldı :)

London Eye’ın uzaktan bile o etkileyici manzarasını görünce bir süre seyredaldık. Dönme dolaba benzeyen bu gözlem tekerleğine çıkıp 20 dakika boyunca dönmek bize cazip gelmedi. Onun yerine Thames nehrinin hemen kenarında çayırlara uzanıp, tepemizde dönüşünü izledik uzunca bir süre. Ve de devam edebilmek için enerji toplamaya çalıştık. Londra’yı tek yazıya sığdırmam imkansız olduğu için bir sonraki yazıda detaylandıracağım.

Londra’da beş adımda bir sokak performansçılarına rastlamanız işten bile değil. Biz üç kız sohbetin dibine vurup kendimizi kaybettiğimiz bir anda Şeyma’nın çığlıklarıyla irkildik. Kenarda donmuş vaziyette bekleyen bir heykel birden canlanıp, Şeyma’nın koluna sarıldı, tabii kısa süreli şoktan sonra gülme krizine girdik. Ürkütücü olmalarının yanısıra çok başarılıydılar.

Daha yazıp anlatılacak çok şey var. Bir de yurtdışından sevdiklerinizle ücretsiz, yüzyüze konuşma keyfi var ki onu bir sonraki yazıma saklıyorum.

About The Author

Number of Entries : 179

Leave a Comment

Scroll to top