You Are Here: Home » dokunan yanar » geziyorum

geziyorum

direngezi

Onca baskı altında nefes alabilecekleri tek bir yer kalmıştı. Gidip ona sığınıp, tek tek ağaçlara sarıldılar. Onlar yok olmasın diye, nefes alabilelim diye. Ama padişah buyurmuştu bir kere ‘o ağaçlar kökünden tez kesile, yerlerine AVM kurula’ diye. Ne toplanan onca insanı dinleme zahmetine girdiler, ne anlamaya çalıştılar. Bir gece ansızın herkes uykusundayken çadırlarını ateşe verdiler. Baş edemediklerini yakmaktan başka bir şey bilmeyenler, bu ülkede yandıkça artan yürekler olduğunu bir kez daha unuttular!

Sarıldığı ağaçları koruyanları yakmaya çalıştıkları gece, o da oradaydı. Sadece biraz erken ayrılmıştı yanlarından. Hepsine gülen gözleriyle bakıp belki de ilk kez bu kadar fazla umut dolmuştu. Sinirli ve öfkeli halini bir kenara bırakmıştı çünkü umudunu kaybettiren her şeyin ötesinde garip bir dünya vardı orada, kurtarılmış yeni dünya gibi.. Birbirinin gözlerine nefretle değil, sevgiyle bakan sadece insan olduğu için birbirine saygı duyan insanlar. page_gezi-parkinda-direnis-3-gununde-devam-ediyor_437264528Göstermelik şovlar için değil hayata bakış açıları böyle olduğu için, paylaşmanın ne olduğunu bildikleri için.. Ve o parkta en çok aşk vardı.. Aşkla bir şeye bağlanmanın ne demek olduğunu bilen yüzlerce can.. Hepsi tek yürek olup, omuz omuza şarkılar söylemişlerdi ‘böyle eğlenmeli, şarkılı, coşkulu eylem mi olur’ diyenlere inat.. Bildikleri tek yol sevgi olduğu için, sevgiyi bilmeyenlerin yüreğine bir parça sevgi serpebilmek için..

Çadırların yanan görüntüsünü izlerken içinde bir yer yandı, daha öncesinde hiç dokunulmamış kocaman bir yara durmaksızın kanamaya başladı. Ne yapacağını bilemedi ilk önce ama çok düşünmesine gerek kalmadan caniler zaten ona anlattılar tüm gerçeği. Her şeye susmayı alışkanlık edinmiş olan ülkede çıkan en ufak sesi bile duymaya tahammülleri olmadıkları için yapabilecekleri tek şeyi yaptılar. Şiddete başvurdular!

417442-3-4-5463cİnsanlıklarını bir kenara bırakıp, satılmış vicdan ve onurlarıyla azmettiricilerinden gelen her emri sorgusuz sualsiz uyguladılar. Karşılarındakilerin çocukları, dedeleri yaşında olmaları  ya da o tazyikli sularından kaçamayacak tekerli sandalyesinde oluşları fark etmedi onlar için..  Vicdanları öylesine körleşmişti ki görmediler duymadılar bile.. ‘O’  şiddeti kusa kusa televizyondan haykırdıkça polisleri daha da coştular. Ama her şeye rağmen öyle bir şey oldu ki herkes şaştı kaldı. Umutsuzluğa batmış, hiçbir inancı kalmamış milyonlarca insan bir araya geldi ve haykırdı. O haykırış öyle büyük bir çığlığa dönüştü ki ülkenin sınırlarını aştı, tüm dünya duydu çığlıklarını. Yalnız kendi ülkesindeki yandaşlar duymadı..

Herkes gibi o da sabahları işe gidip akşam olmasını bekleyen, akşam olur olmaz gaz maskesini kaptığı gibi meydanlara koşan garip bir canlıya dönüştü. Sadece haklarını istedikleri için onca gaza onca şiddete maruz kalanlardan sadece biri oldu.

pol-gezi1
Uğradığı her haksızlık, televizyonlardan işittiği her hakaret gücüne güç kattı. Hayatında ilk kez mutluluktan ağlamanın ne demek olduğunu tattı, bu güçlü direnişi görünce sabahları mutlu uyanmanın nasıl bir his olduğunu yaşadı. Bir gün Gezi’yi yine ellerinden aldılar. Canlara kıya kıya, hepsinin içini acıta acıta.. Hiç tanımadığı birisinin kaybı için saatlerce ağlamanın ne demek olduğunu öğrendi, ihtiyacı olanlara yardım etmek için neler yapabileceğini gördü, gördüğüne kendisi de şaşırdı. Bu süreçte kendisiyle tekrar tanıştı ve tam olarak barıştı.. Öylesine güçlü insanlar vardı ki, onlara gazla silahla saldıranlara zekalarıyla saldırabildiler.. Şiddete karşı bildikleri tek yolu kullandılar..

arastirmaci_destek_ic

Zamanla içindeki umut, yanan bir ateşe dönüştü. Umutsuzluk değilse de tanımı tarifsizdi.. Kaybettikleri canların yanında insanlığını kaybedenleri gördükçe, en yakınındaki insanlardan bile tarifsiz yorumlar duydukça, insanlığından utanmaya başladı tekrar.. Gözü yaşlı ana babaları düşündükçe boğazı düğümlendi. O fotoğraflarına, gözlerinin içine bakarken utandı, gözlerini yere devirdi.Ali_Ismail_Korkmaz_babasi Silahıyla Ethem’i öldüren polisin, onu serbest bırakanların, Ali’yi sokakta öldüresiye dövüp hele hele ölmek üzereyken bir kez daha dövebilenlerin, o haldeyken onu tedavi etmeyen doktorun, tüm katil polisin, Vali’nin ve tüm bunlara vur emrini veren Tayyip’in yerine.. Gözlerinin içine bakamadı, insanlığından utandı, ciğeri parçalandı.. Günlerce içindeki yanmanın tarifini kimseye yapamadı. O ağlayamayan babayı görüp hala o vahşetin yanında durabilen insanları anlayamadı. Dualarının neden kabul olmadığını soran bir annenin feryadını duymadı o sağır vicdanlar, yıkılmak üzereyken ayakta durmak zorunda olmanın nasıl bir şey olduğunu göremediler..

yitirdiklerimiz-haziran

Bir yandan bunca üzüntü, kahrolmuşluk501-260 varken bir yandan da her gün artan birliktelik ve umut.. Tüm duygular öylesine karıştı, her şey öylesine coştu ki bundan sonra hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını herkes çok iyi biliyordu hem de herkes!

 

‘Bir gün ben de belki o kayıplardan biri olabilirim’ demesine rağmen, meydanlardan vazgeçmeyen, birbirlerinin gücüne güç katan herkese selam olsun!

taksimdireniskareleri

About The Author

Number of Entries : 178

Comments (1)

Leave a Comment

Scroll to top