You Are Here: Home » film öyküleri » yaramaz rüzgar

yaramaz rüzgar

redhoodedcapeVianne

*Filme eşlik eden harika bir parça.. Aşağıdaki Play tuşuna basarak bu harika parça eşliğinde okumanızı isterim benim için çok çok önemlidir..

 

Chocolat

Bir zamanlar Fransa’nın kırsal bölgesinde küçük bir kasaba vardı. Burada yaşayanlar sukünete inanır, başkaları tarafından tanımlanmış yerlerini sorgusuz sualsiz kabul ederlerdi. Kader, umutlarını boşa çıkarmışsa daha fazlasını istememeyi öğrenmiş insanların kasabasıydı taa ki bir kış günü kuzeyden esen yaramaz bir rüzgar gelene kadar..

Bu yaramaz rüzgar, öylesine güzel yerleşti ki kasabaya ne o farkındaydı ne de diğerleri o donmuş kalpleri ısıtacağının.. Farklı olmak zor olsa da kadın için baskılara karşı koymak sanki ona doğumunda verilmiş bir armağandı, hiç vazgeçmedi. Ama inadından vazgeçmeyen sadece o değildi. Korkularının esiri olmuş ‘din’i yerleştirdiği korunaklı çatısında farklı tek bir düşünceye tahammülü olmayan o adam, kasabaya geldiği ilk gün itibariyle kadını düşman bellemişti ve emrinde olan tüm kasabalıyı da düşmanı yapacaktı. Korkuları ve inandıkları onu öylesine sınırlıyordu ki karşısındaki özgür kadında yapamadıklarını gördükçe bileniyordu. Kişisel açlık ve hırsını ‘inanç’ kılıfına uydurup saldırmaktan başka bir şey de gelmiyordu elinden. Tıpkı ataları gibi.. Bu da ona doğumunda verilmiş bir lanet olsa gerekti.. Din ve inancı bir güç aracı olarak kullanmak..

Kasabalılar için bir sürpriz hazırladı kadın. Sonuna kadar araladığı çikolata dükkanının kapısından dışarı sızan mutluluk kokuları kasabaya yayıldıkça, kendi hayatlarında kaybolmuş insanları tek tek çekmeye başladı kendisine. Korkarak tattıkları çikolataların cazibesinde kaybolurlarken, bu enfes lezzetin ötesinde bir şey olduğunu farkettiler onları bu dükkana bağımlı kılan, her gün daha özgür olduklarını hissettiren, kendilerini tekrar bulmalarını sağlayan.. Saçma kurallardan arınıp, özgürleşebilme fikri..

Kasabaya esen bir diğer rüzgar, özgürlüklerine düşkün, bir yere kök salmayan o farklı insanları -korsanları- getirdi beraberinde. Kasabalılar ve başlarındaki adam için yok edilmesi gereken insanlar gelmişti, kadın içinse aşk.. En eğlendikleri anda, kadın korsanına aşık olmuşken, uzaklarda birbirlerinin olmuşken, yükselen alevler gerçek dünyaya döndürdü onları, acımasızlığın kol gezdiği kasabalarına..

Korsanlar yanan her şeyleriyle gittiğinde kadın bir kez daha kaybettiğini hissetti, yine bir bütün olamadığını.. O an içindeki deli rüzgar tekrar esmek istedi, sıkışıp kaldığı kasabadan uzaklaşıp güzel bir şeylere ulaşmak..

Ama ilk kez farklı bir şey oldu. Hiçbir şeyin değişmediğini düşündüğü bir anda, dönüşen insanları gördü, içlerinde sakladıkları güzellikleri göstermeyi başarabildiklerini. Ve tam da o an.. İçindeki deli rüzgar kabından sıyrılmak istedi. Bir türlü kök salamayışının asıl nedeni olan annesinin küllerini özgürlüğe bıraktığında, bu gidişlerinin tek sebebinin annesinin ruhu olduğunu fark etti. Ve de en önemlisi bir şeyleri güzelleştirebildiğini..

Bir gün hiç beklemediği bir rüzgar, korsan aşkını getirdi ona. Belki de ilk kez kök salıp mutlu olabileceğine inandırdı..

 

müzik: Gnossienne by Erik Satie

 

About The Author

Number of Entries : 179

Leave a Comment

Scroll to top