You Are Here: Home » gezmek güzel şey » barcelona barcelona!

barcelona barcelona!

park guell

Geçen sene tam bu zamanlarda vizem ve uçak biletim de dahil her şeyim hazır olmasına rağmen sağlık problemlerinden dolayı gerçekleştiremediğim hayalimi gerçekleştirmek üzere yola çıkıyorum. Hem de daha genişletilmiş haliyle.. Acelesi olan okurlara not: Tatile çıkmadan ya da orada nereye gidilir araştırması yaparken uzun uzun anıları okuma fırsatı olamıyor. O yüzden sizin için yazının sonuna madde madde görülmesi gereken yerleri toparlayacağım. Sonra dönüp uzun uzun okursunuz ;)

Nerde kalmıştık.. Barcelona’nın bende çok farklı bir yeri var. Üzerine binbir çeşit hayal kurduğum, orada geçen filmlerde kendime başrol verdiğim bir rüya şehir benim için..

Geçen senenin üzüntüsünün mükafatı büyük bir İspanya turu olarak döndü bana bu sene. Üç kız, araba kiralayarak İspanya’da gidebildiğimiz kadar şehre gidecek ve tüm İspanya ruhunu içimize çekecektik. Gitmeden çizdiğimiz rotanın (en kuzeyden en güneye uzandığı için) fazlaca geniş olduğunu biliyor ama plana bağlı kalmayı dert etmiyorduk. Şartlar ve durumlar bizi yönlendirecek biz de seve seve uyacaktık. Kafamız esnek olduğu sürece ortada sorun olmayacağına da emindik.

Gece neredeyse hiç uyumamış olmama rağmen yolculuğun verdiği heyecanla gecenin dördünde Hilal’le buluşmak üzere yola çıktım. Ayşegül, Barcelona gezimizin ikinci gününde bize dahil olacaktı.

Uçaktan sabah 10 civarında indik. Havaalanından otele gitmek için en mantıklısı treni kullanmaktı ama yanlışlıkla metro bileti alınca durumlar biraz değişti. Metrodaki görevlilere ısrarla yanlışlıkla metro bileti aldığımızı ama tren bileti almak istediğimizi söylesek de onlar bizden daha ısrarcı çıktılar. Metro bileti için bu kadar para vermişsiniz metroyla gidin diye bilmem kaçıncı kez tekrarladıktan sonra fark ettik ki artık direnecek gücümüz kalmamıştı. Mecbur metro yoluna yöneldik.

casa mathildaOtelimiz Barcelona’nın en ünlü caddelerinden biri olan Passeig de Gracia caddesindeydi. Bu cadde üzerinde Gaudi’nin iki eseri – Casa Batllo ve Casa Milla (La Pedrera)’yı görmek mümkün. Zorunlu metro tercihimiz yüzünden otele ulaşmak için bavullarımızla 20 dakika yürümek zorunda kaldık. Başlangıçta her şey keyifliydi.  ‘Şehri görmüş oluruz ne güzel’ diye cıvıldarken sürüklediğimiz bavullarımız bir yerden sonra bizi sürükler hale geldiler. Otele ulaştığımızda yorgunluk ve açlıktan dolayı tüm vücudum titriyordu.

Neyse ki otele ulaştığımızda tüm yorgunluğumuzu unuttuk. Otelimiz Casa Mathilda.. Hem konum itibariyle hem de kendi şirinliğiyle Barcelona’nın en tatlı hoş geldinini sundu bize. Hemen kendimizi avlusuna atıp yorgunluk kahvelerimizi yudumladık da biraz olsun kendimize geldik.

Dışarı çıkar çıkmaz ilk gördüğüm Gaudi’nin eseri Casa Batllo oldu. Gaudi, kesinlikle Barcelona’nın başına gelmiş en iyi şeylerden biri. Şehri sanat eserine dönüştürmüş. Casa Batllo’nun içine girmedim çok kalabalıktı ama bunun için pişman değil miyim diye sorarsanız pişmanım.

casa batllo

Açlığımızı bastırıp biraz da enerji toplamak için Tapa tapa’ya oturup sangria, tapatapatapas ve patatas bravas siparişi verdik. Diğer Avrupa ülkelerini bilmem ama burada kafanıza göre masayı sandalyeleri çekiştirme şansınız yok anında uyarı alıyosunuz. Gittiği yeri anında kendine göre ayarlamaya alışık bir Türk olarak bu durumu baya garipsedim. Mesela iki kişiyseniz dört kişilik bir masaya oturmanıza izin verilmiyor. İlk günü yeme içme mekanlarındaki çalışanların tavırlarına takık olarak geçirsem de sonradan karşılaşacağım dünya tatlısı garsonlar bu fikrimi değiştirmeme sebep oldular neyse ki.

La rambla caddesine girişimizle gezimize başlamış olduk. Çift yönlü cadde, mağaza ve restaurantlarla dolu. Onun dışında her yerde bir şeyler satan satıcılara rastlıyorsunuz. O açıdan hiç de özlemediğim Taksim’i anımsattı ve de kalabalığıyla.. Ama neyse ki bu caddenin bir cennet köşesi var sizi tüm bu kalabalıktan bir anda kurtarıp, her şeyi birden sakinleştiriyor..  Plaça Reial avlusu.. Barcelona’da iki günümüz olduğu için görmemiz gereken çok fazla yer vardı ama bu avlu öyle güzel ve sakindi ki koşturmacadan sıyrılıp saatlerce tadını çıkardık. Bizim ne kadar keyif aldığımızı hissetmiş olacaklar ki dans ekibi tam önümüzde yerini alıp başladılar dans gösterilerine. Kahve keyfimiz dans gösterisiyle ikiye katlandı.

placa reial

Hareket vakti gelince gönülsüz ayrılıp, yine cadde üzerindeki meşhur meyve pazarı La Boquerıa‘ya uğradık. Binbir çeşit meyve-sebze şenliğinde kendinizi kaybetmemeniz mümkün değil. Tabii ki eksik kalsak olmazdı. Hemen meyve sebzelerin arasına dalıp tadını çıkardık. Meyvelerden aldığımız enerjiyle sahile doğru yol almaya başladık. İtiraf etmem gerekiyor ki hakkını vermediğim tek yer sahili oldu. ‘Çok güzel ama sahil işte koş koş Gotik mahallesine gidelim’ :) çığlıkları eşliğinde gotik mahallesine doğru yol aldık Hilal’le.

Ve işte günün en büyüleyici anları gelip çatmıştı. Picasso Müzesi’ne gitmek için girdiğimiz Barri Gotic ( Gotik mahallesi ) her köşesinde gizli bir güzellik barındırıyordu. Dar sokakları, farklı mimarisiyle unutulmazlarım arasına girdi. Gotik mahallesi tam olarak anlatılmaz yaşanır denilecek mekanlardan birisi. Ne kadar ifade etmeye çalışsam kelimeler yetersiz kalacak biliyorum. O dar sokakların arasından geçerken kaybolup kendinizi farklı bir dünyada buluyorsunuz işte söyleyeceklerim bu kadar.

IMG_3298

FullSizeRender-3

FullSizeRender-5

Yine mecburi ayrılık ardından Picasso müzesine gitmek için yola çıktım. Ama sokaklar beni büyülemekten vazgeçmeyecekti anlaşılan.

FullSizeRender

Picasso müzesinin akşam 8′de açık olması benim için büyük şanstı. Müzenin içine girmeden zaten müzenin eşsiz mimarisi sizi etkisi altına alıyor. Müze; Picasso’ya ait 3500′den fazla eseri sergilemekle birlikte, Picasso’nun ilk çalışmalarının sergilendiği tüm dünyadaki en önemli ve büyük koleksiyona sahip olma özelliğini taşıyor. En önemli özelliklerinden biri de her eserinin değil de en değerli ve kıymetlilerinin bu müzede sergileniyor olması. Ben kendi adıma bu müze sayesinde Picasso’nun hiç bilmediğim bir yanıyla tanıştım ve çok daha fazla sevdim. Müzede Kübist tarzını yansıttığı eserlerine çok fazla yer verilmemiş. Bu bir çok kişi için hayal kırıklığı yaratsa da o çalışmalarından ziyade aile üyelerini resmettiği güçlü portrelerini görmek beni daha mutlu etti.

barcelonada-gezilecek-yerler-Barcelona-Picasso-Müzesinin-içinde-sergilenen-eserler

Müze çıkışında Gotik mahallelerinin sonundaki katedrale ulaştık. Saat geç olduğu için içine girmek mümkün olmasa da bulunduğu meydana oturup, katedral önündeki dansçıları izledik. Zaten günün her anı herhangi bir yerde mutlaka karşınıza dans eden birileri çıkıyor ya da harika müzikleriyle sizi başka diyarlara götüren müzisyenler..

FullSizeRender-6Buradaki en güzel şeylerden biri de havanın 21.00-21.30 civarında kararmasıydı. Bir yandan yorgunluğumuzu atarken, saatlerce katedral önünde devasa çubuklarıyla balon gösterisi yapan adamı izledik. Koca baloncuklar beni çocukluğuma götürdü. En keyifli anılarım arasında yer alır içinde gökkuşağını gizleyen baloncuklar..

Uykusuzluk artık bedenimizi ele geçirmeye başlamıştı. Otele kadar yürüyecek hali geçtim, birbirimizle konuşacak halimiz bile kalmamıştı. Katedralin  olduğu meydanda şaraplarımızı bitirir bitirmez sürünerek otele doğru yol aldık.

2. gün

Bugün İspanya turumuza Ayşegül de dahil olacak ve tamamlanacağız. Onun gelişi öğleden sonrayı bulacağı için biz sabahtan yola çıkıp gezimize başladık. Henüz arabayı kiralamadığımızdan bizim için en pratik şehir turu hop-on hop-off otobüslerle gideceğimiz yerlere ulaşmak olacak. Bu otobüslere önyargılı olsam da hayatımızı kolaylaştırdılar ve bir önyargım daha yıkılmış oldu. Duraklarda beş dakikada bir bu otobüsleri yakalama şansınız oluyor, istediğiniz yerde inip gönlünüzce gezdikten sonra yeni gelen otobüsle istediğiniz rotanıza devam edebiliyorsunuz. Yaklaşık 30€ ile tüm gün bu otobüslerle dilediğiniz kadar dolaşmanız mümkün. Bizim ilk durağımız Sagra de Familia oldu.

bitmeyen kilise sagra de familia

FullSizeRender-7

Yine Gaudi yine etkisinden kurtulmanın zor olduğu bir eser.. Detaylara girmeden önce okuduklarımdan birinde, kilisenin tamamlanması 43 yılı aşınca, gelen sorulardan birine ‘işverenim aceleci değil’ diye cevap vermiş Gaudi :) Baskı yararlı mı zararlı mı tartışması yaratasım gelse de şimdilik susturuyorum kendimi :)

La-sagrada-familia

FullSizeRender-8

31 yaşında genç bir mimar olarak işin başına geçen Gaudi, ölümüne kadar sadece Sagra de Familia ile ilgilenmiş hatta yaşamının son 14 yılını şantiyede yaşayarak geçirmiş. Gaudi’nin hayali Avrupa’nın en büyük mabedini yapmakmış. Üç cephesinin doğum, ölüm ve Hz. İsa’nın yeniden canlanışını temsil ettiği taştan bir İncil, 12 havariyi, dört Evanjeliği, Hz. Meryem ve Hz. İsa’yı temsil eden 18 mozaik kubbe ve kule tasarlanmış. Ama bir tramvay altında kalarak hayata gözlerini yumunca işler arap saçına dönmeye başlamış. Ölümünden sonra fon bulunamaması ve iç savaşın çıkması inşaatı yavaşlatmış. Ardından 2. Dünya Savaşı’nın da patlak vermesi inşaata ikinci darbeyi vurmuş. Bence en önemli sebeplerinden birisi de bu süreçlerde mimarın orijinal çizimleri ve modelleri büyük hasar görmüş olması ve geriye kalan planların yorumlanması biçiminde sürmesi. Dış mimarisinin büyüleyiciliği kadar iç mimarisi de son derece etkileyici. Gaudi bir doğa hayranıymış ve doğaya olan düşkünlüğünü kilisenin içinde fazlasıyla yansıtmış. Kilisenin duvarları 360 derece doğa figürleri ile dolu. Günümüzde bağışlarla devam eden inşaatın 2016′da sona ermesi planlanıyor.

 

park guell

park guell

İkinci durağımız Park Guell’di. İspanya’daki ekonomik kriz Gaudi’nin harikalar diyarını bile etkilemiş. Birkaç sene öncesine kadar ücretsiz girilebiliyorken, serbest bölgeler dışındaki özel kısımlar ücretli hale getirilmiş. Gittiğiniz anda hemen içeriye girme şansınız da olmuyor. Ben ancak 2 saat sonrasında girebildim. O yüzden vakit kaybetmek istemiyorsanız en güzeli daha öncesinden online bilet almak. Hilal, daha önceden geldiği için onunla serbest bölgeyi gezdik. Sonrasında o Ayşegül’ü karşılamaya gidecek ben de parkın ücretlendirilmiş kısımlarını gezecektim. Serbest bölgede dolaşmaya başladığımızda tatlı bir müzik bizi davet etti. park guell dance linke tıkladığınızda sizin de içiniz ısınacak eminim :)

park guell

park guell2

park guell3

Park; Guell ailesinin soyluluk göstergesi olarak yaptırılmış. Amaç ortak bahçeleri olan 60′a yakın evden oluşan bir site inşa etmek olsa da evlerin sadece ikisi bitirilebilmiş. Proje iptal edilince park halka açılmış. Seramiklerin parçalanıp mozaik dokular oluşturacak şekilde tekrar bir araya getirilmesiyle oluşturulan yapılar beni harikalar diyarına ışınladı. Yılanı andıran, rengarenk uzanan banklar, gotik kemerler, peri masallarını canlandıran pavyonlar..

Vakit gelip de içeri girdiğimde ne verdiğim paraya ne beklediğim saate acıdım. Gaudi’nin yarattığı bu dünya bence saatlerce kendini kaybetmeye değerdi.. Tek başıma kendi yazdığım masalımın içinde kaybolmuştum. ‘Bir varmış bir yokmuş’la başlayıp,bitmez tükenmez macera yaşayabilirdim burada.. Hansel ve Gretel hikayesindeki şekerden eve ulaşmış olmanın mutluluğuyla dolaştım bütün parkı..

FullSizeRender-19

FullSizeRender-14

FullSizeRender-16

FullSizeRender-15

FullSizeRender-20

Evlerden birinin içine girdim. Açıkcası benim için hayal kırıklığıydı. O kadar sıra bekleyip girmeye gerek var mı derseniz bence yok. Sadece camlarından Park Guell’i daha geniş haliyle görmeniz mümkün oluyor o kadar.

FullSizeRender-17

Park Guell’den çıktıktan sonra benim için bir ilk başladı. Beni tanıyanlar çok iyi bilirler ki yön konusunda nam salacak kadar kötüyüm. Ama geldiğim andan itibaren Barcelona çok tanıdık hissettirdi ve kendim de inanamayacağım şekilde hafızama kazınmaya başladı. Tekrar otobüse binip La Rambla caddesine doğru yola koyuldum Ayşegül ve Hilal’le buluşmak için. Oturdukları yeri hiç sorunsuz bulmam Ayşegül’ün gözlerini yaşarttı :)

Yürümekte zorlanan bacaklarımıza biraz zaman tanıdıktan sonra Ayşegül’le Poble Espanyol açık hava sergisi gidecektik. Bu arada çok tatlı bir sokakta bir kafede kahvelerimizi yudumluyorduk ki birdenbire şenlendi dünyamız. Bir grup müzisyen ve dansçı bir kız sayesinde sanırım hayatımdaki en keyifli kahvemi içtim. Bu şehirde her an bir yerden fırlayan bir dansçı, bir müzik tınısı, bir gösteri sizi mutlu kılıyor. Mutlu insan olabilmek belki de bu küçük anlarda gizli. Yaşadığım ülkeyi düşünmeden edemedim :( O tatlı ana tanık olmak için linke tıklamanız yeterli.. spanishgirl

poble espanyol

Poble Espanyol; 1929’da Barselona’da düzenlenen ‘Barselona Uluslararası Sergisi’ için tasarlanmış bir proje. Dört sanatçının ortak fikriyle bu sergi için ideal bir İspanya köyü yapılması planlanmış ve 6 ay sergileme kararı alınmış. Fakat çok fazla ilgi görünce halka açılma kararı verilen açık hava sergisi, size tam olarak İspanya ruhunu yaşatıyor. Özellikle bizim gibi İspanya’nın güneyini görmek için de yanıp tutuşuyorsanız ama görme şansınız yoksa İspanya’nın farklı bölgelerine ait evlerin örneklerinden oluşan sergide kısa bir an da olsa o ruhu yaşama şansı yakalayabilirsiniz. Mutlaka oradaki kafelerde oturup köylerin tadını çıkarın ;)

poble espanyol

FullSizeRender-22

FullSizeRender-23

FullSizeRender-24

FullSizeRender-25

Hava geç karardığı için Ayşegül’ün görmemi istediği Ciutadella parkı görme şansım da oldu ve iyi ki gördüm bu parkı. Parklar şehir insanına yaşadığını hissettiren tek mekan bence ve maalesef biz bu ayrıcalığa sahip değiliz. O kadar geniş ve güzeldi ki burada yaşayanları kıskandım. Bir kısmı yoga yapıyor, bir kısmı dans ediyor, müzik yapıyor ama herkes yaşıyordu hayatın tadına vara vara..

İçerisinde; kayıkla dolaşılabilen bir göl, Parc Zoologic (Hayvanat Bahçesi), Museu de Ciences Naturals (Doğa Tarihi Müzesi), gezinti yerleri, çayırlar ve şehrin birçok önemli yapısında imzası bulunan Gaudi’nin öğrenciyken katkıda bulunduğu gösterişli fıskiye olan Font Monumental yer alıyor.

Başka ülkelerde gezerken en çok parklarını kıskanıyorum ve hep bir ağlama isteği uyanıyor içimde. Neden acaba!!

FullSizeRender-26

FullSizeRender-27


Akşam yemeği için Hilal Luzia’yı önerdi ve yemekler gelmeye başladıkça bu önerisinde ne kadar haklı olduğunu anladık. Ortam çok güzeldi yemekler harikaydı ve garsonları  çok güleryüzlü ve kibarlardı.

Yarın Girona ve Figueres’i görmek üzere yola çıkacağımız için geceyi çok uzatmadan otele döndük.

Ve Barcelona’ya bu hisle veda ettik..

IMG_4033


barcelona’da görülmesi gereken yerler:

Passeig de Gracia caddesiüzerinde Gaudi’nin iki eseri Casa Batllo ve Casa Milla

La Rambla caddesi üzerindeki Plaça Reial avlusu

La Boqueria- meyve pazarı

Barri Gotic- Gotik mahallesi

Picasso müzesi

Katedral

Sagra de Familia

Park Guell

Poble Espanyol- açık hava sergisi

Parc de la Ciutadella- Ciutadella park

nerede kalınır:

Casa Mathilda

nerede yenir:

Tapa tapa

Luzia

 

 

About The Author

Number of Entries : 179

Leave a Comment

Scroll to top