You Are Here: Home » dokunan yanar » çığlık

çığlık

Screen Shot 2016-07-25 at 12.42.59

23 Temmuz 2016 tarihinde vagondergi.com‘da yayımlanmıştır.

Belki de yıllardır en büyük dilemmam ‘iyi olma’ hali.. Bir türlü iyi olup olmayacağımıza karar veremeyeceğimiz kadar karanlık günlere sürüklenirken. ” İyi olmayacağım, siz de iyi olmayın” diye çığlıklar atarken avaz avaza, ciğerimiz sıkışmadan, midemize kramplar girmeden sadece iyi olmayı dileyebilmekte belki de bütün mesele.. Kendini iyi hissedebildiğin anlarda vicdan azabı duymayıp, utanmayacağın günlerin gelmesini dilemekte..

Günlerdir hep aynı tat dilimde. Küçükken demiri yaladığımdaki tadın, kabuğunu kaldırdığım yaradan sızan kanla aynı tada sahip oluşuna duyduğum şaşkınlık gibi şimdilerde hayat. Bir türlü o demiri yalamanın verdiği keyfi anlayamamışken, ”çocukluk işte” deyip geçmekten daha öte her şey.. Kana susamış bir vampir olmadığımı kendime kanıtlamak için büyümem, büyüdükçe kana susayanları izlerken ki çaresizliğimi fark etmem gerekiyormuş meğer. Keşke bunların hiçbiri olmasaydı da ben kendi dünyamda hala ”çocukken kan tadını niye bu kadar seviyordum” diye sorguluyor olsaydım kendimi. Keşke mideme krampları sokan ”yoksa bir vampir miyim?” sorgusunda olabilecek kadar eğlenceli olabilseydi hayat şimdilerde..

Gözünü kırpmadan üzerimize toma sürenlerin yarattığı tramvalardan arınamamışken, tek farkı üzerindeki üniforması olan zihniyetin tanklarında ezildi bu kez insanlar. Ve benim için tanktan tüfekten daha korkutucu olanı, insanların içindeki vahşetin ete kemiğe bürünmüş haline en sansürsüz haliyle maruz bırakılmaktı. Aynı otobüsü paylaştığım, aynı kuyrukta beklediğim o insanların, kurduğumuz paranoyalar sonunda ”yok artık” diye kendimizi rahatlatacak tek cümle bırakmayışlarıydı.. Korktuklarımızın çok ötesine geçip, günlerce bizi sessiz bırakışları.. Bunca şiddete rağmen zafer çığlıkları atışları..

Peki hepimizden bir paranoyak yaratmış olmanız kimin suçu? Yoksa bir çoğunun dediği gibi bizler ‘fazla’ mı hassas ya da kötümseriz? Aslında bir çoğunuz gibi hepimiz şuan elimizde davul zurnalarla bu halleri kutluyor mu olmalıydık! Normallik bunu mu gerektirirdi!

Her sabah sevdiğim insanlardan birisine bir şey olacak endişesiyle uyanıp, geleceğe dair plan yaparken önümü göremediğimi hissettiğimde yaşadığım sıkışmışlık hissini tamamen benim ‘fazla’ duyarlı olmama mı vermeliyiz!

Belki de hak ettiklerimizin çok daha güzel şeyler olduğu inancına tutunmaya devam etmeli hala.. O ağacın dalından düşmek üzereyken, parmak uçlarımızın kayışını hissettiğimiz için terden sırılsıklam olmuş o ıslak ellerimizi uzatıp, sıkı sıkı tutunmalı o dala.. Düşmeyeceğinden emin ve bir gün o ağacın dallarından meyve yiyeceği umuduyla..

 

illüstrasyon: sonbahar by Erhan Cihangiroğlu

About The Author

Number of Entries : 179

Leave a Comment

Scroll to top