You Are Here: Home » hikayeler » ağaçlar ayakta ölür

ağaçlar ayakta ölür

FullSizeRender

 

30 Ağustos 2016 tarihinde vagondergi.comda yayımlanmıştır.

Dev bir çınarın, göğe ulaşan dallarından birisine tırmanmış öylece uzaktan izliyordu şehri. ‘‘Ne serüvenlerden geçecek bu dünya kim bilir? Pusuda ne acılar bekliyor daha mutluluk düşündeki insanları’’ diye düşündüğü bir anda, koca yaprakların arasından çıkageldi çocuk. Çocuğu görür görmez, gözlerinin içi güldü. Her şeyden uzaklaşması yetmiyordu, bir çocuk yoksundu. Çünkü en güzel dünya, çocuklarla delilerin dünyasıydı. Çocuğun, yanına tırmanmaktan korktuğunu anlayınca, ‘‘Yükseklerden, kırmızı ışıkları parlayıp sönen bir uçak geçiyordu. Düşme tehlikesine aldırmadan ne güzel uçuyor… Dünya bu işte’’ dedi. ‘‘ Bize yaşamayı hayat geçtikten sonra öğretiyorlar. Sen gecikme!’’ Çocuğun gülen gözlerini sevdi. İnsana güvenmeden düşte bile yola çıkılmayacağını çok iyi biliyordu çünkü. Koca dalda yalnız değildi artık. Biriyle konuşup bölüşmedin mi, en güzel anılar boynu bükük çocuklar gibi kalıyordu. Saatlerce hiç susmadan konuşabilirdi, yıllarca biriktirdiklerini. Çünkü düşündüğünü söylemekten korkmaya başladı mı kişi, düşünmekten de korkmaya başlardı. Küçücük ellerini tuttu çocuğun, yılların yıprattığı elleriyle. Zamanın gücü yetmiyordu bir şeyleri çözmeye. İnişli çıkışlı, korkulu, öfkeli günler geçtikçe, çaresizliklerini daha bir anlıyordu. Gözlerindeki ışığı görünce, nereden nasıl geleceğini bilmeden, gelecek dehşetli güzel günlere inandığını fark etti çocuğun. İnsanın alemde hayal ettiği müddetçe yaşadığı gerçeğini anımsadı. Hayal ettiği gibi de yaşamıştı tüm ömrü boyunca. ‘‘Onlar gibi düşünmedin mi suçlu olacaksın. Ya ortak olacaksın ya göz yumacaksın her yaptıklarına. Ölmek kötü değil ki bundan. Bu ne rezil bir dünya’’ diye söylendi dönüp çocuğun başını okşarken. Dudaklarından öpeceğim gün; masmavi özgürlüğün, inan ki yakındır… dedikten sonra koca dalların arasında kaybolup bulutlara karıştı.

*Her ölüm erken ölümdür ama bazı çınarlar hiç devrilmemeli hiç evrilmemeli toğrağa. Vedat Türkali, 97 yaşında gözlerini yumup dinlenmeye çekilince; unutulmaz sözlerinden uyarladığım hikayeyle veda etmek istedim ustaya.  İçimde birazcık da olsa kalan umudumu ateşlediği için… İnanmaktan ve direnmekten hiç vazgeçmediği için…

 *Kalın font ile yazılmış tüm söylemler Vedat Türkali’ye aittir.

About The Author

Number of Entries : 178

Leave a Comment

Scroll to top