You Are Here: Home » Genel » şimdi güzel şeyler söylemek zamanı

şimdi güzel şeyler söylemek zamanı

Ekran Resmi 2019-05-16 18.20.00

 

 

*Mikrop derginin Mart-Nisan 2018 sayısında yayımlanmıştır.

Gözlerimin kapalı, ruhumun açık olduğu anlardayım, uykuların en derininde…

Uçsuz bucaksız, boyumu aşan bir tarla. Başak tarlası… İçimde, ayaklarımın altında ezilen karların gıcırtısına duyduğum özlem olsa da; güneş, inatla her şeyi ısıtacağını söylüyor, güzelleştireceğini… İtirazsız kabul edip koşmaya başlıyorum. Önüme koyduğum hayallerim ilk kez ele avuca gelip parmaklarımın arasından taşmaya başlıyor.

Gözümde canlanan tek hayal; çocukken oynadığım oyundaki fasulye sırığı. Tutunmayı becerebilirsen seni göğe yükselten… İşte şimdi üçerli beşerli tırmanışım ondan merdivenleri. Kimsenin görmediği bir yer olduğunu bildiğimden…

Sislerin içerisinde yükselen fasulye sırığım, beni alıp bulutlara ulaştıracak. Kuşlar konacak ellerime… Hem kimi inandırmak zorundayım ki bu gerçeğe? Daha uçmanın ne olduğunu bilmeyenlere, bulutlara ulaşmayı anlatmak niye? Sonunda düşersem diye kanat açmayı reddedenlere yara izinden bahsetmek niye?

Şimdi koca bir kadına dönüşmüş çocuk ruhumla koşuyorum başakların arasında. Prensli masallara inanmaktan vazgeçeli çok oldu. Balkabağımızın hiçbir şeye dönüşmediğini gördüğümüzden beri…

Her şeye inat koca bir kahkaha atmayı becerebiliyorsak ya da kadın olarak hâlâ kalabiliyorsak hayatta, gerçek masal kahramanları bizler değil miyiz aslında? Neden hep başkaları tarafından iyi bir şeylere dönüştürülmeyi bekliyoruz! Neden hep bir dal aramak zorundayız tutunacak. Biz; üşümekten korkan ama kara, sevdalı çocuklardık. Belki de o yüzden üşüyen yanlarımızı hep kendimiz sardık…

Dönüşmekten ölesiye keyif aldığım bir kadın var içimde, çocukluğuna ölesiye bağlı… İçimdeki deli kadın! Uzun uzun pazarlıklar yaşadığım, saatlerce anlaşmalar imzaladığım hatta en sonunda tasını tarağını toplayıp onu gönderme kararı aldığım…

Siz döngü deyin ben büyümek, adı ne olursa olsun o süreç bana bu deli kadını kazandırdı yenilenmiş haliyle. Hatalarından arınmış, karanlığını yırtmış ve içini acıtan şeylerle; kahkahalarıyla savaşmayı öğrenmiş o kadını… Saçlarımdaki o kendini gösterme meraklısı beyazlarımı yok etmeye kıyamayışım ondan ve hayatımdan çıkanları kayıp değil de bir arınma olarak algılayışım…

Kabuğundan sıyrılmış bir yılan gibi hissediyorum kendimi. Bu yeni kabuğuma ben kavuştum ve bunu doğada kamufle olup kaybolmak için değil, tam tersine tamamıyla var olmak için yaptım!

Tekrar tekrar başa sarıp dinlediğim şarkıda delice dans edişim, ardından kendimle aynada karşılaştığımdaki kahkaham gibi şimdi hayat, öyle neşeli ve anlık… Çamurdan ve pisliğinden arınmış… Zaten çirkin olan sesimi daha da çirkinleştirerek söylediğim şarkılar gibi ve buna gülebilmek gibi…

Şimdi güzel şeyler söylemek zamanı, güzel şeyler hayal etmek… Bir gün dönüp baktığımda işte bu olanların hepsini ben kurguladım diyebilmek için…

 

Çizer: Figen Kandil

 

 

 

 

About The Author

Number of Entries : 179

Leave a Comment

Scroll to top