You Are Here: Home » Mikrop Dergi Yazıları

şimdi güzel şeyler söylemek zamanı

    *Mikrop derginin Mart-Nisan 2018 sayısında yayımlanmıştır. Gözlerimin kapalı, ruhumun açık olduğu anlardayım, uykuların en derininde… Uçsuz bucaksız, boyumu aşan bir tarla. Başak tarlası… İçimde, ayaklarımın altında ezilen karların gıcırtısına duyduğum özlem olsa da; güneş, inatla her şeyi ısıtacağını söylüyor, güzelleştireceğini… İtirazsız kabul edip koşmaya başlıyorum. Önüme koyduğum hayalle ...

Read more

sarmal

    *Mikrop derginin Ocak-Şubat 2018 sayısında yayımlanmıştır. Koşarak uzaklaşsam da kendi sarmalımdan bir türlü kurtulamadığımı fark ettiğim an durdum. Öylece, kıpırtısız… Bedenim ne kadar kıpırtısızsa, göğsüm ona inat bir hızla yükselip alçalıyordu. Bu kadar hızlı nefes alıp vermeye yetişemeyeceğimden korkmaya başladım. Elimde kavradığım taşa sarılıp usulca fısıldadım. “Çizginin hangi tarafınday ...

Read more

rüyamdan kaçıp gelen küçük prens

  Dünden kalma sorular, hatırlanmayacaklarını bilmenin verdiği rahatlıkla tüm gece rüyalarımda tepinmiş olsa gerek ki gözümü açtığımda devam eden bir hikayenin peşindeydim. Rüyaları hatırlayamamak.. Çoğu zaman minnet etsem de bugün küfretmeyi seçtim bu sonradan bahşedilmiş özelliğime.. Pencereden sızan ışık ya da şişmiş gözlerimin kitlendiği tavan, yeni bir günü hatırlatmaya çalışsa da ısrarla dün gece ...

Read more

uyuyan kurbağa masalı

  Diğerlerinden daha farklı olacağını bilerek gözlerimi açtığım yeni günde, aynada şişmiş gözlerime su çalmadan biraz önceydi gülme krizine girişim. Yeni şaçlarım, şişmiş gözler ve kendini herkese gösterme meraklısı beyazlarım.. Sanki gece uykumda prens gelip öpmüştü ve bu masaldaki terslikten olsa gerek kocaman, yeşil bir kurbağaya dönüşmüştüm. Aynada kendime nanik yapıp çıkarken hala gülüyordum. Uyku ...

Read more

beyaz boşluk

İncecik bir buz çıtırtısının sesiyle açtı gözlerini. Onun için kulaklarını sağır edecek denli güçlü ve etkileyiciydi.. Dondurucu soğuk teninin altına işlemiyor, hareket ettirmekte zorlandığı parmaklarını ona ait hissetmiyordu. Sanki yoğun bir hipnozla gelmişti buraya. Çıplak ayaklarının üzerinde yürüdüğü buz yığınına dair hiçbir fikri yoktu. Ne zamandır buradaydı ya da kimlerle birlikteydi.. Yaşanmışlığa da ...

Read more
Scroll to top